Kısa cevap: Bu ikisi birbirinin alternatifi değil. Kurs konu öğretir, koçluk çalışma sistemini kurar ve takip eder. Aynı soruya cevap vermedikleri için "hangisi daha iyi" sorusu yanlış kurulmuş bir soru. Doğru soru şu: öğrencinin eksiği konu mu, sistem mi?
Önce eksiği doğru teşhis edin
Karar vermeden önce şu ayrımı yapın, çünkü yanlış teşhis para ve zaman kaybettiriyor.
Konu eksiği olan öğrenci şöyle görünür: denemede yapamadığı soruların çoğunu "bunu hiç görmedim" ya da "hatırlamıyorum" diye açıklıyor. Bilgi gerçekten yok. Böyle bir öğrenciye haftalık planlama desteği vermek eksik kalır — önce konuyu öğrenmesi gerekir.
Sistem eksiği olan öğrenci şöyle görünür: "biliyordum ama yapamadım", "çalışacaktım ama olmadı", "programı yaptım, iki hafta uydum sonra bıraktım". Konu bilgisi fena değil ama düzen yok, tekrar yok, deneme analizi yok. Bu öğrenciye daha fazla konu anlatımı vermek işe yaramaz — masasında zaten dinlediği ama tekrar etmediği konular var.
Adana'da gördüğüm en yaygın durum ikincisi. Ve en sık yapılan hata, sistem eksiğine kurs çözümü aramak.
Kursu kötülemiyoruz
Adana'da köklü ve iyi işleyen hazırlık kurumları var. Kurs, kendi başına düzen kuramayan, evde çalışamayan, akran ortamından motive olan öğrenciler için doğru tercih.
Sorun kursun kendisinde değil, herkese uyduğu varsayımında. Kurs sınıfın ortalamasına göre ilerliyor; bazı konularda önde olan öğrenci sıkılıyor, geride olan yetişemiyor, ikisi de aynı sırada oturuyor.
İkisi birlikte kullanılır mı?
Evet, ve aslında en sık işe yarayan kurgu bu.
Kursa giden öğrencilerde en yaygın şikâyet şu: "ders dinliyor ama evde çalışmıyor." Bu cümle tam olarak kursun kapsamadığı alanı tarif ediyor. Kurs dersi verir; dersten sonra ne olacağını düzenlemez.
Koçluk burada devreye giriyor: haftalık plan kuruluyor, kursta işlenen konunun tekrarı programlanıyor, deneme sonuçları analiz ediliyor ve öğrenci düşüşe geçtiğinde bu ilk hafta içinde fark ediliyor. Yani koçluk kursun yerine geçmiyor, kursu işler hale getiriyor.
Adana'da üç ayrı tablo var
Adana'da bu karar, ailenin nerede oturduğuna göre ciddi biçimde değişiyor.
Merkezde oturanlar — Seyhan, Çukurova, Yüreğir, Sarıçam. Kurs erişilebilir bir seçenek ve karar tamamen ihtiyaç teşhisine kalıyor. Konu eksiği varsa kurs mantıklı; sistem eksiği varsa kursa daha fazla saat eklemek sonucu değiştirmiyor.
Merkez dışı ilçelerde oturanlar — Ceyhan, Kozan, İmamoğlu, Karaisalı. Burada kurs çoğu zaman gerçekçi bir seçenek değil. Her hafta merkeze gidip gelmek yol parası bir yana, haftada birkaç saat demek ve o saatler doğrudan çalışma süresinden çıkıyor. Bu öğrenciler için soru "kurs mu koçluk mu" olmaktan çıkıp "merkeze bağımlı olmayan bir sistem nasıl kurulur"a dönüşüyor. Bunu ayrıca Adana'da Kursa Gitmeden YKS'ye Hazırlanmak Mümkün mü? yazısında anlattım.
Hem kursa gidip hem verim alamayanlar. Bu grup her iki bölgede de var ve en sık gördüğüm grup. Kursa devam ediyor, dersleri dinliyor, ama evde tekrar yok. Burada eklenecek şey ders saati değil, takip.
Adana'da yüz yüze ya da online çalışıyoruz; merkez dışı ilçelerden bağlananlarla online görüşüyoruz, içerik açısından fark yok.
Karar verirken kendinize sorun
1. Denemede yapamadığı soruların çoğu "görmedim" mi, "biliyordum ama yapamadım" mı?
İlkiyse konu, ikincisiyse sistem.
2. Son üç ayda kurduğu plana kaç hafta uydu?
"Başlıyorum, birkaç hafta sonra bırakıyorum" cevabı, sorunun programda değil takipte olduğunu gösteriyor.
3. Kursa gidiyorsa, kurstan sonra evde tekrar yapıyor mu?
Yapmıyorsa daha fazla ders saati eklemek işe yaramaz; eksik olan tekrar düzeni.
"Hangisi daha iyi" sorusunun tek bir cevabı yok, çünkü ikisi aynı işi yapmıyor. Konu eksiği varsa konu anlatımı gerekir; düzen eksiği varsa takip gerekir. Çoğu öğrencide ikincisi baskın çıkıyor ve en sık yapılan hata, sistem sorununa daha fazla ders saatiyle cevap vermek.
Adana'da ücretsiz ön görüşmede öğrencinin eksiğinin hangisi olduğunu birlikte teşhis ediyoruz. Sonuç "önce konu eksiğini kapatması gerekiyor" da olabilir; bunu da açıkça söylüyoruz.
